22 Kasım 2007 Perşembe

12-17 yaş grubundaki hemen hemen herkes, ırktan ve etnik özelliklerden bağımsız olarak akne problemi yaşayabilir. Bu kişilerin çoğu basit tedavilerle akne probleminden kurtulabilirken, daha ciddi durumdakiler uzun süreli tedavi görmelidirler. Ergenlik dönemindeki gençlerin neredeyse %40’ı akne sorunları için bir dermatolog yardımına ihtiyaç duyacak kadar ciddi sorunlar yaşamaktadır.

Pek çok kişide akne sorunu 10-13 yaşları arasında ortaya çıkar. Genelde 5-10 yıl sürer ve 20’li yaşların başlarında geçer. Buna rağmen aknenin 20’li ve 30’lu yaşlarda da devam ettiği, hatta ergenlik döneminde akne sorunu yaşamayan kişilerde yetişkinlikte akne problemi yaşandığı da görülmektedir.

Akne lezyonları en çok yüzde oluşur ama aynı zamanda boyun, çene, sırt, omuz, kafa derisi, kollar ve bacakların üst kısmında da görülebilir.


Ergenlik döneminde görülen aknelerin sebebi, kişilerin çocukluktan gençliğe geçiş döneminde yaşadıkları değişikliklerdir. Fiziksel olgunluğu sağlayan hormonlar, yağ bezlerinin daha çok sebum üretmesine neden olurlar. Yağ bezleri üzerinde en çok etkili olan hormon androjen hormonudur. Erkeklik hormonu olan androjen, kadınlarda da bir miktar bulunur.

Yağ bezleri, içinden bir kılın büyüdüğü kıl foliküllerinde bulunurlar. Ergenlik döneminde folikülün etrafında bulunan hücreler daha sık dökülürler. Akneli kişilerde, akneli olmayan kişilere göre hücreler daha çok dökülür ve birbirine yapışır. Dökülen hücreler sebumla karışıp birbirine yapıştığında, folikülün ağzını tıkamaktadır. Bu esnada yağ bezleri sebum üretmeye devam etmekte ve foliküller sebumla dolmaktadır.

Buna ek olarak, ciltte yaşayan bir bakteri olan P.acnes, kapalı kıl foliküllerinde, daha kolay ve hızlı bir şekilde çoğalmaya başlar. Bu bakteri ciltte inflamasyona neden olan tahrişler yaratır; bazen folikülün duvarı patlayarak enfeksiyon cilde yayılır. Akne lezyonlarının siyah nokta lardan, sivilcelere, onların da nodüllere dönüşmesi işte bu şeklide olmaktadır.


Aknenin Dört Temel Nedeni

Akne, kıl-yağ bezleri biriminin hastalığıdır.



Yağ bezleri isimlerini ürettikleri yağlı bir madde olan sebum’dan alırlar. Normal şartlar altında sebum, kıl folikülü boyunca ilerler ve cilt yüzeyine çıkar. Akne oluştuğu zaman sebum folikülün içinde kalır ve dışarı çıkamaz. Akneler yağ bezlerinin daha yoğun olarak bulunduğu yüz, boyun, sırt, kolların üstü ve omuzlar gibi bölgelerde daha çok oluşur. Siyah nokta şeklindeki akne lezyonlarına komedon adı verilirken, kırmızı, şişmiş ve irinli lezyonlara papül, nodül ve püstül denilmektedir.

Komedonların oluşmasını sağlayan dört temel etken vardır:

·Hormonlar (androjenler)
·Artan sebum üretimi
·Folikülün içindeki değişiklikler
·Bakteriler



Hormonlar (androjenler):

Akneler genelde, vücut androjen hormonunu daha fazla üretmeye başladığı zaman oluşur. Androjen üretimi 11-14 yaşları arasında en üst seviyeye ulaştığında akneler de artmaktadır. Genç kadınlarda menstrüel döngü nedeniyle değişen hormon seviyeleri aknelerde alevlenmelere neden olmaktadır. Bu değişiklikler yağ bezlerinin androjenlere olan hassasiyetini de etkilemektedir.

Artan sebum üretimi:

Yağ bezleri androjenler tarafından uyarıldıktan sonra daha fazla sebum üretmeye başlarlar. Yağlı sebum, folikülün içinde birikir ve yukarıya doğru hareket eder. Yukarı doğru hareket ederken, normal cilt bakterileri ve ölü cilt hücreleriyle birleşir. Sebum üretimi arttıkça, kıl folikülünün tıkanma ve komedonlara neden olma ihtimali de artmaktadır.

Folikülün içindeki değişiklikler:

Androjen üretimi arttıkça ve yağ bezleri genişledikçe, kıl folikülünün cildin altına doğru uzanan yapısı da değişime uğramaktadır. Normalde ölü hücreler kademeli olarak dökülürler ve cilt yüzeyinden uzaklaşırlar. Ergenlik döneminde hücreler daha sık dökülürler ve birleşip yapışmaya daha müsaittirler, sebumla temas ettiklerinde folikülü tıkayabilirler. Bu durumda sebum ve ölü hücreler folikülde bir tıkaç oluştururlar.

Bakteri

Kapalı folikül, bakterilerin üremesi için uygun bir ortamdır. Özellikle bu ortamda yaşayan bakteri P. acnes bakterisidir. Bu bakteri, sebumla beslenir ve aknesi olsun olmasın herkesin cildinde bulunur. Yağ bezi tıkandığında ve içi sebumla dolduğunda P.acnes bakterisi çok daha çabuk çoğalır. Bakterinin ürettiği kimyasallar folikül içinde ve cilt yüzeyinde inflamasyona neden olur.

Cilt Yapısı

Cilt, vücudu dışarıya karşı koruyan bir bariyerdir. Aynı zamanda vücut ısısını ve su dengesini korur, çeşitli zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını gerçekleştirir. Kabaca üç tabakadan oluşur. En altta destek dokusu olan kollajenden, kan damarları ve salgı bezlerinden zengin dermis tabakası yer alır.



Ortada stratum bazale adı verilen sürekli yeni hücrelerin yapıldığı tabaka vardır ki bu hücreler yavaş yavaş cildin üst tabakalarına doğru yolculuk ederler ve yaklaşık 14. günde artık canlılıklarını kaybetmeye başlayarak en üstte birikerek stratum korneumu (boynuzsu tabaka) oluştururlar. Normal bir cildin sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli dökülüp yenilenmeleri gerekir. Ancak günümüzde beslenme alışkanlıkları, yeterince su ve taze sebze tüketilmemesi, sigara dumanı, yetersiz egzersiz ve stres gibi etkenlerin de katkısıyla bu ölü hücreler beklenen hızda dökülemez ve tabakalar halinde birikerek cildin üzerini örter, cansız, sağlıksız, mat bir görüntü oluştururlar. Sonrasında siyah noktalar ve komedonlar gelişir. Akneye eğilimli ciltlerde ise bunları sivilceler izler. Güneş ve yaşlanma da orta tabakada hücre yenilenmesini yavaşlatarak ve destek dokusu olan kollajende azalmaya neden olarak cilt sağlığını olumsuz etkilerler.

Cildin çok sayıda işlevi vardır:

Destek Görevi : Cilt, altındaki dokuları örter ve onlara destek sağlar.

Vücut Isısının Korunması : Barındırdığı çok geniş damar yapısı ve ter bezleri sayesinde vücudun ısısının sabit tutulmasında en temel görevi üstlenir.

Salgılama : Ter gibi salgılarla vücutta bazı artık maddelerin birikmeden dışarı atılmasını sağlar.

D Vitamini Yapılması : Fotokimyasal yöntem ile vücudun ihtiyaç duyduğu D vitaminini yapar.

Duyu Fonksiyonu :İçinde barındırdığı organeller sayesinde basınç, ısı, ağrı gibi duyumların alınmasını sağlar.

Pigmentasyon : Cilt oluşturduğu pigmentler ile ultraviyole (UV) ışınlarının olumsuz etkilerine karşı bir bariyer oluşturur..

Engelleme : Epidermis katmanı ile zararlı maddelerin emilmesine engel olur.

Bağışıklık Sistemine Yardımı : Özellikle epidermisin en çok keratinize bölümü olan Stratum Corneum ile yabancı mikroorganizmaların vücuda girmesine engel olur.


Genetik Faktörler

Ne yazık ki akne genetik özellikler de içeren bir olgudur. Aslında herkes belli bir dereceye kadar akne sorunu yaşayabilir, ama bazı kişilerin kimi akne türlerine genetik bir yatkınlıkları vardır. Eğer anne veya baba ergenlikte ya da hayatının herhangi bir döneminde akne problemi yaşamışsa çocuklarında akne görülme ihtimali daha yüksektir.

Akne tedavisi konusunda özellikle son 15-20 yıl içinde yaşanan gelişmeler sayesinde artık tedavi edilemeyen akne türü kalmamıştır. Eğer çocuğunuz böyle bir risk altındaysa yapmanız gereken onu bir dermatoloğa götürmek ve tedavisini takip etmek olmalıdır.


Ergenlik ve Akne


Aknelerin en çok görüldüğü dönem, bedensel ve cinsel gelişmenin en yoğun yaşandığı ergenlik dönemidir. Ergenlerin sorunlarına yönelik yapılan araştırmalar, ergenlerin bedenlerinin görünüşü ile ilgili kaygılar taşıdıklarını göstermektedir. Bu dönemdeki bir birey için kendi yüzü onun en önemli ilgi alanını oluşturur. Kız ve erkek ergenler yüzün görünüşü, cildin yapısı ile çok ilgilenirler.

Ergenlikte büyüme ve gelişme yüzde aknelerin oluşması sonucunu da beraberinde getirir. Akneler ergenin yüz imajını çok olumsuz bir şekilde etkiler ve önemli bir sorun haline gelir. Kendisini fiziksel bakımdan düzgün bulan, olumlu beden imgesine sahip bireylerin yüksek bir oranla olumlu benlik kavramlarına sahip olması beklenmektedir. Bireylerdeki bedeninden memnun olma, benlik saygısı ile ilişkili görünmektedir. Beden imgesindeki olumsuzluk, örneğin yüzdeki akneler benlik saygısında azalmaya neden olabilmektedir.

Bireyde aknenin varlığı ergen duygularının genel özellikleri olan çekingenlik, tedirgin ve huzursuz olma, zaman zaman yalnız kalma ve başkalarından uzaklaşmak isteğini artıran bir faktör olarak ortaya çıkabilir ve kişi çevresindekilerin beraber olma isteğini reddedip içe dönebilir.

Bu nedenle özellikle ergenlik döneminde bireylerin kendini değerli görmeye, güven duymaya, sevilmeye ve takdir edilmeye ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar hem birey hem de çevresi tarafından bireysel farklılıklar dikkate alınarak giderilmelidir.

Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki akneleri olan bireyin bunu bir sorun olarak algılayıp algılamaması çok önemlidir. Olumlu beden imgesi geliştirmiş, kendine güveni fazla ve benlik saygısı yüksek olan kişiler çoğunlukla bunu büyük bir sorun olarak algılamayabilir.

Akne yaşamın odağına oturtulan psikolojik bir sorun haline getirilmemeli ancak tıbbi bir problem olarak hakettiği ilgi de mutlaka gösterilmelidir. Çözümü vardır ve size dermatoloğunuz kadar yakındır.

Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

Hakkımda

çok güzel bir kadın olmanın sırları bu sitede yeterkı 5 dakıka zaman ayırıp ziteyi incele A_dan Z_YE HERSEY BUR SİTEDE